15 Ağustos 2010 Pazar

pazar pazar acaba bu kız neler yazar?..

ho ho hoo! yaşasın blog yazmak! yaşasın blog yazabilmek hatta! klasik bir pazar gününden sonra ekranlarınızın diğer yüzündeyim sayın seyirciler.. klasik dediysem pek klasik değil aslında. sıcak, huysuz, boş, amaçsız bir pazar günü. bütün gün klimanın altında internet başında öldürülen vaktin ardından akşamın gelişi ve güneşin en sonunda bizi terketmesiyle birlikte sevgiliyle buluşulup buzzz gibi soğuk kahvenin yudumlandığı bir pazar günü.. ve sonunda bi yerlerim isilik oldu. boynumun saçlarımın verdiği rahatsızlıktan artık isyan etmesiyle önce küçük kızarıklarla başlayan o iğrenç görüntüsü şimdi an be an tahriş durumuna erişmiş arkadaşlar! işte öyle bir sıcak var izmirde! bugün alışveriş merkezlerine bir akım vardı resmen.. özellikle akşam saatlerinde gittiğimiz forum bornovada arabamızı koyacak yer bulamamız değil ekonomik kriz hatta milletimizin bolluk içinde olduğunu gösterir boyuttaydı. herkesin elinde 3-4 paket, poşet, ambalaj, vs.. herkesin altında bir araba.. galiba ülkemiz değişik bir çelişkinin altında boğulup kalma noktasında.. insanlar ya bolluk içinde ya da açlıktan ölüyor. ortası yok! yok öyle orta halli memur aileler artık! memursan açsın bi kere zaten! ne işin olur forum bornovada, alışverişte, sinemada.. bizim mağazayıda ziyaret ettik. ve gerçekten içeride gördüğüm manzara sonucu başlıcak olduğum iş beni biraz daha korkuttu. resmen izdiham! kasanın önü emekli kuyruğu gibi.. kabinler kendinden geçmiş alışveriş çılgını insanlarla dolu.. ve zavallı iş arkadaşlarım.. ha iş demişken zor ve bezdirici gibi görünen işimin bi başka çelişkiside şu ki; haftanın ilk günü olan pazartesi günü benim "off" günüm sayın seyirciler.. özetle salı günü iş başııı.. pazar günleri alışık olduğumuz bu çılgın ve aç insanların saldırarak alışveriş yapma manzaralarından sonra sevgilimle bi kahve içtik sonunda.. ahhh o kahvede olmasaydı...




yoğun bi hafta beni beklio sayın seyirciler.. yoğun olduğu kadarda farklı, alışık olmadığım günler geliyor yavaş yavaş.. meraklı, heyecanlı ve bi o kadar da gerginim aslında.. bakalım neler beklio beni.. bakalım neler görücez yeni iş yaşantımda..




bugün google da dolanırken dünya turlarına denk geldim.. dünya turu tabiri belki yanlış biraz, avrupa turları desek daha doğru.. bi kaç bloğu gezdim, bi kaç tur şirketini inceledim. yahu ne kadar güzel fırsatlar var.. Prag, Viyana olanlar daha çok dikkatimi çekti tabii. görmüş, gezmiş biri olarak bi bakayım dedim nereler var, kaça patlıyor bu iş.. Viyanada kaldığım süreçte bir hafta sonu programı çerçevesinde gidip gezdiğim aynı zamanda değerli bir arkadaşımıda ziyaret ettiğim prag beni müthiş büyülemişti mesela.. Evet demiştim arkadaş, İzmire küsersem bigün gelir burada yaşarım. Vallahi de billahi de yaşarım. Kış sezonunda, bütün şehrin karla kaplı olduğu ve dondurucu soğuğa rağmen büyük zevk aldığım Prag seyahati beni gerçekten derinden etkilemişti.. "Masal şehri" bence Pragtı artık.. 2. Dünya savaşında yapılan bi anlaşmayla şehrin bütün mimarisi ayakta kalmış.. savaş şehri yıkmamış, zarar vermemiş.. Şehri gezerken kendinizi hala orta çağda gibi hissedebiliyorsunuz.. Sonra insanlar çok cana yakın.. Sanki bir akdeniz kenti gibi herkes gülümsüyor. Halbuki kışları -18 dereceyi gören bir şehir burası.. hani derler ya havası sıcak olan şehrin insanı da sıcak olur diye.. yok arkadaş bu tezi çürütüyor Prag! Mutlaka gezilmeli, görülmeli...


Şehir tanıtımımızdan sonra konuyu nereye bağlasam bilemedim. yine klasik bi sonuç bölümü sıkıntısı yaşamaktayım şuan siz değerli okuyucularım... en iyisi işi uzatmayayım ve o hiç beceremediğim sonuç bölümünüde yazıp kurtulayım artık..

bir sonraki blogta tekrar görüşme üzere esen kalın değerli okuyucular.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder