Selam seyirci. zırt pırt blog yazmak huyum değildir bilirsin ancak 2011'in şu son günlerinde lanet 2011' e bir veda yazısı yazmak boynumun borcu galiba.. Hepimizin bir miladı olmuştur. Kimisi üniversiteyi kazandığı yılı miladı kabul eder kimisi koca bulduğu yılı.. hep bi mutluluk, bi yenilik, bi haklı gurur vardır o milatlarda. Yaşanmışlıkların en derinini, en özelini barındırır içinde.. İnsan başına gelebilecek en özel şeyi yaşadığını düşünür. O yüzden özeldir o yıl. o yüzden güzeldir ve ömür boyu unutulmayacaktır. o yılın getirdiği her güzel şey karşılığını ölümsüzlükle alacaktır. Benim miladım da unutulmayacak seyirci ama bakın ne güzelliklerle..
01.01.2011 00:01
Metrodayım. Metrodayım lan!! 1 dakika önce yeni yıla girdik ve ben konak yönünden bornova yönüne giden bir trenin boş ve soğuk vagonunda yapayalnızım. Haşaağğ, 3 koltuk önümde oturan gençleri saymaz isek eğer, evet yanlızlığımla başbaşayım. birbirlerinin yeni yılını kutluyorlar ve bir toplu taşıma aracında alkol alarak yeni yıla girmenin mutluluğunu yaşıyorlar, canlarım benim. Sağolsunlar az evvel yeni yılımı da kutladılar. Bende yüzümdeki süpersonik cool ifadeyle "ben partiye gidiyom laaan oğluuum" bakışı yaptım. Ama lanet olsun ki yanağımdan akan gözyaşı sebebiyle o bakışı hiç bi taraflarına takmıyorlar tabiki de. Hatta acıyorlar şuan bana. Çünkü onlar planlı olarak istedikleri gibi istedikleri insanlarla bir metro vagonunda yeni yıla girdiler az önce. oysa ben... o kadar ezik ve çaresizim ki şuan. Bak hala bakıyor biri. Utanmasa gelip elindeki bira şişesini uzatacak "katıl abla sende bize" diyecek. Aslında dese ne güzel olur lan. Ahh 2011 gelişinden belli başıma bi bok açacağın ya hadi bakalım hayırlısı..
28.02.2011 23:27
Herkes hayatta pişmanlık yaşamıştır. Yaşamadım diyenin yalanına sokayım! Herkes biraz zamanı geri almak istemiştir bazı anlarda. Herkes bi kere "keşke" demiştir. Ama bazı pişmanlıklar öyle büyüktür ki insanı eritir bitirir. Bu gece pişmanlığımın yüreğimdeki en büyük acısını yaşıyorum. Bir daha bu kadar acımaz canım, biliyorum. Bir daha bu kadar ağlamam. Bir daha bu kadar aciz olmam. Bir daha kimsenin karşısında bu kadar yenik düşmem. Bir daha asla bu kadar utanmam. Bu gece hayatımın en büyük renklerini siliyorum içimden. Bu gece senelerimi siliyorum, yaşanmışlıklarımı siliyorum kalbimden. Kalbimi söküp atıyorum canımdan bir parça gidiyor adeta. Ayağa ne zaman kalkarım bilmiyorum ama bu gece içimden bir ben gidiyor, tutamıyorum..
02.03.2011 22:35
Yazacak hiç bir şey yok. Kelimeler bile utanç veriyor. Bugün susmak kalıyor bana. Gidenlerin arkasından sadece susmak ve kabullenmek. Anlamayan o kadar fazla insan var ki.. Anlamayan, anlamak istemeyen ve hiç bir zaman anlamayacak olan.. Bu kadar anlamsızlığın arasında varlığıma şaşırıyorum. Nerdeyim ben?
20.04.2011 17:55
Alkol ne hoş şeymiş ya. Böyle sabah akşam içmek, içmek, içmek.. İnsan kendini hep olmak istediği yerde hayal ediyor içince. Alkolün en sıcak en tatlı yanı bu bence. Hani içtikçe içesimiz geliyor ya sanki içtikçe daha da ait oluyoruz olmak istediğimiz yerlere. Öyle huzur veriyor ki gülmelerimin anlamı oluyor. Düşünmüyorum, hissetmiyorum. Zaman öyle hızlı geçiyor ki zaten düşünecek fırsat bulamıyorum. Bazen varım bazen yokum. Yok olunca farketmiyor insanlar. Varlığımla aynı çünkü. Neyse uzun sözün kısası bi duble daha rakı alabilir miyim?
24.05.2011 19:13
Yanlız yaşamanın en güzel yanı üstüne basıp geçtiğim bira kutularının varlığından kimsenin şikayetçi olmaması bence.. neyse finaller başlıcak, 3. sınıfı bitiricem ben. Seneye mezun olucam lan ben! hadi derse kaçıyom, bay.
10.06.2011 21:34
Birazdan canım kardeşim Canan'ın mezuniyetini kutlamaya gidicez. Benim suya düşmüş Almanya hayallerimi de kutlucaz. 2 gün sonra Özdere'ye gidişimi de kutlarız. Belki yalnız da olsam mutluluğa dönüşümü sağlayan, bugün burada bunları gülerek yazmamı sağlayan 4 kişinin varlığına da kaldırırız kadehlerimizi.. Nerde akşam nerde sabah oluruz. Yaz geldi lan, bronzlaşmaya içeriz belki. Verdiğim 7 kiloyu kutlamak için bi de tekila içerim, oh mis! Selam tatil ben geldim. Şimdi makyaj yapmalıyım. Yeni topuklu ayakkabılarım da en az benim kadar tatlı.
25.06.2011 23.45
Özdere-Kuşadası yollarında bi yerlerdeyiz.
29.06.2011 04:02
Hayat ne değişik lan. Ayak uyduramıyorum. Yeni şarkılar çıkmış sözlerini bile bilmiyorum. Avanak avanak olduğum yerde dans etmeye çalışıyorum onu bile beceremiyorum. Yaşlanıyorum galiba. Çok yakın bi arkadaşım kaza geçirdi. Hastaneye yanına gidiyorum sürekli. O ayak uyduramadığım şarkıların çaldığı gecelerin birinin en çirkin anısı bu olucak galiba. "o arabada biz olsaydık garanti ölmüştük canan!" ne çirkin bi cümle bu ya. ay sus sus. hadi kaçtım ben. baysınız.
12.07.2011 17:55
Kazıdayım. Evrenin en mutlu insanı benim yeminle. Yarın arazi başlıyor. Thx God!
25.08.2011 18:56
Urlada bile hava serinlemedi. İzmir' den "yanıyoruz laaağğn!" diye mesajlar alıyorum. O kadar yoğun çalışıyorum ki mesajlara cevap bile veremiyorum. Özlediğim çok insan var. Özlediğim çok zaman var. Özlediğim çok mekan var. Ama unuttuklarımın yanında hiç kalıyorlar. İnsan yalnız kalınca düşünecek çok zamanı oluyor. Düşündükçe kızıyor, öfkeleniyor. Öfkemi toprağa bırakıyorum. Her sabah bu adada doğuyor güneş. Her sabah yeniden uyanıyorum hayata. Bazen yaşananlar aklıma bile gelmiyor artık. Kalbim ferahlıyor. Kalbim boşalıyor. Kalbim artık yenilenmek yeniden sevmek istiyor. Yorgunluğuna inat daha hızlı atmak istiyor. Çocuk olmak istiyor. Heyecanım o kadar büyük ki bazen yaşadıklarıma inat daha çok sevmek istiyorum. Umutsuz değilim artık yepyeni hayallerim var. Amaçlarım var. Hayattan çok başka beklentilerim var. İzmir yepyeni bir özge tanıyacak haber yok. Nasıl hafiflediğimi anlatacak kelime bile yok. Teşekkürler Klazomenai.
01.09.2011 21:10
Masada yazılmayı bekleyen raporlarım var. Ama 2 satır yazmazsam eğer ölürüm yemin ediyorum. Bayramın son günü bugün. Kazı evindeyim. Huzur doluyum. İzmir'den dönüşüm muhteşem oldu. Kordonda rakı içtim lan daha nolsun! Neyse, hoca geliyor raporları süze süze. Kaçtım.
10.10.2011 21:35
17 ders alıyorum arkadaş! 17 nedir ya!! Ama 4. sınıf olmanında haklı gururunu yaşıyorum. Bu senenin sonunda mezun olacağımı düşündükçe çocuklar gibi bağırasım geliyor. Annemler yarın yazlıktan dönüyor. Yarım kalan şaraplar bitsin bu gece.
08.11.2011 14:55
Yaş 24. Henüz yolun yarısı değil allaha şükür.
24.11.2011 16:10
Saflığım yüzünden başıma daha neler gelecek bilmiyorum ama şuan bildiğim tek şey maskeleri düşen insanlar fazlasıyla çirkin oluyor. Çirkinlikleri midemi bulandırıyor. Alın onları ya, istemiyorum.
03.12.2011 22:15
Hoşgeldin..
26.12.2011 22:51
O gün bugün lan sokarım günlüğe.
Zaman ne hızlı geçiyor değil mi seyirci. Bak gözümüzü bir açmışız 1 ocağa 5 gün kalmış. Çok uzatmayacağım da sanırım hayatımın hem en kötü hem en şanssız hem de en zor senesiydi 2011. Unutulmamayı hakketti, evet! Kaybettiklerim çok oldu ama kazandıklarım daha çok oldu. En başta büyüdüm be seyircim. Benim miladım da 2011 oldu. 2012 bu kadar belalı geçmesin ama bi'şeyler öğretmeye devam etsin. Sende yap seyircim, vallahi güzel oluyor. Yeni yılın şimdiden kutlu olsun. Öperim.
26 Aralık 2011 Pazartesi
16 Aralık 2011 Cuma
küfüre karşıyız ama son kez.....
yıl m.ö 2011. aylardan aralık. 1 ay kalmış lan senenin bitmesine. m.ö esprisi de arkeolog olduğumdan, başka bir amacı yok. bugün taksici "nereye gidelim abla?" diye sorduğunda "bugün blog yazıcam lan!" dedim kendi kendime. yoksa alengirli bi şeyler olduğundan değil yani. o öyle "nereye .. abla?" diyince içimden o kadar farklı yer geçti ki.. o yerleri anlatsam anlatsam blogta anlatırım dedim kendi kendime. taksiciyede "alsancak abiiee" diyebildim sadece. oysa bi bilse içimde kopan fırtınaları. eminim ki bi büyük bitirirdik birlikte.
blogta aşırı küfür etmem hoş değilmiş. bana yakışmıyormuş. hayır, aslında güzel yazıyormuşum ama küfürsüz olsa daha hoş olurmuş. bi sittiriniz gidiniz efendim. blog benim, küfür benim. beğenmiyorsan okumayacaksın. ne yapayım her paylaşımda "+18" mi diyeyim. -ki bunu çok daha önceki kayıtlarımda belirtmiştim zaten. küfür günlük hayatta doğama aykırı, evet! bilenler bilir; yeni tanıştığım birinin yanında evin büyük kızı imajı çizerim hep. bilinçli, akıllı uslu, olgun, oturuşkun! ama yine bilenler bilir; değer verdiğim, önemsediğim birinin yanında kasmam kendimi. huzur vardır çünkü orada. salarım iplerimi. niye kasayım niye tutayım kendimi. o yüzden küfür etmeyen özgeyle tanışıp da "yok efendim neden küfür ediyorsun o kadar o cağğnım blogta" demeyin. orada bi durun, düşünün. önce hayatımdaki yerinizi sorgulayın. sonra benim bloğumu sorgulayın. oldu mu canlarım?
taksi yolculuğum boyunca aslında gerçekten nereye gitmek istediğimi ve nereye ait olduğumu düşündüm. 7 senelik bir boşluğun ardından o 7 sene öncesine geri dönüp bıraktığım yerden devam ettiğim hayatımın geri kalan kısmının nerelerde son bulacağını düşündüm. bi takım planlarım var elbette. hatta hiç bir zaman gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayallerim bile var. sevdiğim insanlar var. sevmek istediğim insanlar bile var. yeniler var eskiler var. sevmekten hiç yorulmadım ben. şu hayatta becerebildiğim en güzel şey sevmekti galiba. bazen hiç şüphe duymadan sevdim. bazen sorgulamadan sevdim. bazen karşılık beklemedim. bazen seviyormuş gibi yaptım. bu bi kişi değildi sadece nesnelere de yükledim sevgimi. aslında bana hiç yakışmayan bir kazağı çok sevdim bazen. bazen de hiç bir zaman gidemeyeceğim bir şehri sevdim. bazen bile bile kötü bir insanı sevdim. bencil, çıkarcı, şerefsizin teki olduğunu bilirdim ama yine de sevdim. sevmekten hiç yorulmadım. içimde öyle çok sevgi biriktirmişim ki o sevgiyi yükleyecek insanları aradım hep. birini seçtim "gel bakalım sen yamacıma" dedim. yine sevdim. ne mi kaybettim? ahh seyirci hiç birinizin kaybetmediği kadar çok şey kaybettim. sevgim bazen o kadar çok zarar verdi ki bana.. bazen öyle güzel kullandılar ki onu.. bir dostu sevdim bana "ona yaptıklarını bize de yaparsın" dedi. bir bonsai' yi sevdim bir gün su vermeyi unuttum diye diğer gün soldu dangalak! bir mesleği sevdim ağzıma sıçtı, çıkarlarım için peşinde koşmadığım adam kalmadı. bir şehri sevdim benden o kadar fazla şey alıp götürdü ki bir daha gitmeye yüzüm kalmadı. ben sevdim onlar hep aldı. ama vazgeçmedim. 24 senedir bıkmadan usanmadan sevdim ve seveceğim seyirci. şimdi bi adamı sevdim. 7 sene önce bıraktığım çocuk ruhumla ilk defa bi adamı sevdim. elini tutmak bile huzur verdi. yanında çok şey buldum. en başta kaybetmişliği anlamasını sevdim. günahlarından benimle arınmak istemesini sevdim. günahlarımı onun sayesinde unutabilmeyi sevdim. aylardır bırakıp gitmek istediğim izmirimin sokaklarında onunla yürümeyi sevdim. ve sanırım sadece sevdim..
kim bilir belki bu seferde sevgim bir çocuğun en sevdiği oyuncak olacak. sıkılınca bir yere fırlatacak. ama öyle farklı bir hismiş ki bir adamı yeniden sevmek.. rüyanın en güzel yerinde o soktuğumunun çalar saati çalacak. uyandığımda "lan yine rüyaymış" diye kızıcam kendime. uyanıp kalkıcam yatağımdan. gidip yüzümü yıkıcam. basıp gidicem okula. yani o rüya bittiğinde hayatımda hiç bişey değişmicek seyirci. ama rüyayı ben yine de sevicem. en güzel hikayem olmayacak belki ama yine de bana yepyeni bir tadı hissettirdiği için sevicem onu.. var olduğu için sevicem. sayesinde sahip olduğum tebessümler için sevicem. sevmeyi bi kez daha sevdirdiği için sevicem.
işte bu yüzden herşeyin hayırlısı be seyircim. hayırlısı...
blogta aşırı küfür etmem hoş değilmiş. bana yakışmıyormuş. hayır, aslında güzel yazıyormuşum ama küfürsüz olsa daha hoş olurmuş. bi sittiriniz gidiniz efendim. blog benim, küfür benim. beğenmiyorsan okumayacaksın. ne yapayım her paylaşımda "+18" mi diyeyim. -ki bunu çok daha önceki kayıtlarımda belirtmiştim zaten. küfür günlük hayatta doğama aykırı, evet! bilenler bilir; yeni tanıştığım birinin yanında evin büyük kızı imajı çizerim hep. bilinçli, akıllı uslu, olgun, oturuşkun! ama yine bilenler bilir; değer verdiğim, önemsediğim birinin yanında kasmam kendimi. huzur vardır çünkü orada. salarım iplerimi. niye kasayım niye tutayım kendimi. o yüzden küfür etmeyen özgeyle tanışıp da "yok efendim neden küfür ediyorsun o kadar o cağğnım blogta" demeyin. orada bi durun, düşünün. önce hayatımdaki yerinizi sorgulayın. sonra benim bloğumu sorgulayın. oldu mu canlarım?
taksi yolculuğum boyunca aslında gerçekten nereye gitmek istediğimi ve nereye ait olduğumu düşündüm. 7 senelik bir boşluğun ardından o 7 sene öncesine geri dönüp bıraktığım yerden devam ettiğim hayatımın geri kalan kısmının nerelerde son bulacağını düşündüm. bi takım planlarım var elbette. hatta hiç bir zaman gerçekleşmeyeceğini bildiğim hayallerim bile var. sevdiğim insanlar var. sevmek istediğim insanlar bile var. yeniler var eskiler var. sevmekten hiç yorulmadım ben. şu hayatta becerebildiğim en güzel şey sevmekti galiba. bazen hiç şüphe duymadan sevdim. bazen sorgulamadan sevdim. bazen karşılık beklemedim. bazen seviyormuş gibi yaptım. bu bi kişi değildi sadece nesnelere de yükledim sevgimi. aslında bana hiç yakışmayan bir kazağı çok sevdim bazen. bazen de hiç bir zaman gidemeyeceğim bir şehri sevdim. bazen bile bile kötü bir insanı sevdim. bencil, çıkarcı, şerefsizin teki olduğunu bilirdim ama yine de sevdim. sevmekten hiç yorulmadım. içimde öyle çok sevgi biriktirmişim ki o sevgiyi yükleyecek insanları aradım hep. birini seçtim "gel bakalım sen yamacıma" dedim. yine sevdim. ne mi kaybettim? ahh seyirci hiç birinizin kaybetmediği kadar çok şey kaybettim. sevgim bazen o kadar çok zarar verdi ki bana.. bazen öyle güzel kullandılar ki onu.. bir dostu sevdim bana "ona yaptıklarını bize de yaparsın" dedi. bir bonsai' yi sevdim bir gün su vermeyi unuttum diye diğer gün soldu dangalak! bir mesleği sevdim ağzıma sıçtı, çıkarlarım için peşinde koşmadığım adam kalmadı. bir şehri sevdim benden o kadar fazla şey alıp götürdü ki bir daha gitmeye yüzüm kalmadı. ben sevdim onlar hep aldı. ama vazgeçmedim. 24 senedir bıkmadan usanmadan sevdim ve seveceğim seyirci. şimdi bi adamı sevdim. 7 sene önce bıraktığım çocuk ruhumla ilk defa bi adamı sevdim. elini tutmak bile huzur verdi. yanında çok şey buldum. en başta kaybetmişliği anlamasını sevdim. günahlarından benimle arınmak istemesini sevdim. günahlarımı onun sayesinde unutabilmeyi sevdim. aylardır bırakıp gitmek istediğim izmirimin sokaklarında onunla yürümeyi sevdim. ve sanırım sadece sevdim..
kim bilir belki bu seferde sevgim bir çocuğun en sevdiği oyuncak olacak. sıkılınca bir yere fırlatacak. ama öyle farklı bir hismiş ki bir adamı yeniden sevmek.. rüyanın en güzel yerinde o soktuğumunun çalar saati çalacak. uyandığımda "lan yine rüyaymış" diye kızıcam kendime. uyanıp kalkıcam yatağımdan. gidip yüzümü yıkıcam. basıp gidicem okula. yani o rüya bittiğinde hayatımda hiç bişey değişmicek seyirci. ama rüyayı ben yine de sevicem. en güzel hikayem olmayacak belki ama yine de bana yepyeni bir tadı hissettirdiği için sevicem onu.. var olduğu için sevicem. sayesinde sahip olduğum tebessümler için sevicem. sevmeyi bi kez daha sevdirdiği için sevicem.
işte bu yüzden herşeyin hayırlısı be seyircim. hayırlısı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)