Öncelikle üzülmen gereken ilk şey artık "eski" olduğun.. Eskisin işte eski.. Bittiği günden beri, gittiğin günden beri eskisin. Eskittiğin her şey gibi sen de eskisin.. Biraz da eksiksin. Her konuda.. Sevmeyi beceremeyişinden tut sana sunulan sevgiye sahip çıkamayışına kadar eksiksin...
Ben de tam bir salağım aslında.. Ben de sorun var, haklısın. Hatalarım çok fazla.. Bi kere birini kendimden daha çok sevmemeyi daha önce öğrenmem gerekirdi değil mi? Aynı hatayı 2 kere yaptığım için salakların önde gideniyim mesela.. Sonra bok mu var bağlanıyorsun bi adama. Bütün hayatını onun üzerine kuruyorsun, hayatını kurduğun yetmediği gibi bi de aptal aptal hayaller kuruyorsun. Sanki bir gün dönecekmiş gibi, sanki bir gün sevecekmiş gibi..
Ben sana ne çok soru soruyorum değil mi? "Sever misin bi gün?", "Bekleyeyim mi?" ... Kafamın içindeki sorulardan daha basitler ama. Hadi yine iyisin. Zor sorular bana kalıyor hep. Sen kolaylara bile cevap veremezken ben beynimin içinde en boktan patlamaları yaşıyorum, haberin olmuyor.
Ne verdin bu zamana kadar bana? Sevgi mi, huzur mu, mutluluk mu? Hadi sevgini geçtim amk! Onu veremicen, beceremicen anladık. Huzura neden yetemedin be adam?! Rakı masalarında karşımda oturup da başka bir kadın için istediğin şarkılar yüzünden mi? Tabii zincirleme hep bunlar. Huzur veremeyen adamdan mutluluk beklemek saçma. Ama benim kafam basmıyor ki işte.. Hep "belki" lerim var benim. Onlarla bi ömür geçiririm, sen yeter ki kal işte yanımda..
Haketmediğin kocaman bi sevgi verdim sana. Karşılığında da hiç bi şey beklemedim senden. Sevmek büyük meziyetti zaten. Sonuçta senin yapamadığın bi şeyi yapabilmek de ayrı bi haz veriyordu tabii.. Her şeyin en iyisini sen bilirsin ya.. Ben sevmeyi senden daha iyi biliyordum aslında.. Sadece seni sevdiğim için mutlu olduğum zamanları bilirim. Sadece seni sevdiğim için huzurlu uyuduğum geceleri bilirim.
Hani böyle seni hayatımdan çıkarmaya karar verdiğim zamanlarda bi anda dönüşlerin vardı ya bana.. Hani sen 10 dakikanı oyalıyordun ya öyle.. 10 dakikada bağlıyordun ya tekrar beni sana.. O dönüşlerin nasıl canımı acıtıyor bi bilsen yine yapar mısın acaba.. Her dönüşünde "geldim. tut elimi, bırakma hiç!" demen için dünyaları verirdim. Her dönüşünü bu yüzden sevdim. Bunu söyleyebilme ihtimalini de çok sevdim ya! Ama sen her dönüşünde biraz daha aldın benden bi şeyler. Eksilttin. Her dönüşünde niyetini bi kez daha belli ettin. Her dönüşünde kendinden emindin. Her dönüşünde beni bulacağından da emindin. Zaten bulamasan da nolurdu ki? Sen aşık değildin. Aradığını bulamamak ne kadar acıtabilirdi canını. Şu yazdıklarımı bile anlamıyorken inan beni anlamanı, hissettiklerimi anlamanı hiç beklemiyorum. Rahat ol canım ya!
Senden vazgeçmek mi? " Nerde bende o yürek, yardan cayacak?!" değil mi?.. Nolursa olsun seni sevmekle nolursa olsun senden vazgeçmemek aynı şey değildir. Birinden vazgeçersin, bu son derece kontrollü bi harekettir çünkü. Ama sahip olduğun sevgiyi kontrol edemezsin. Hadi bugün seveyim, yarın sevmem len nolcak diyemezsin. Ben senden vazgeçtim. Seni nasıl sevdiğimi boşverelim...
Karşımdaki sen bile olsan artık sana olan hislerim daha değerli emin ol.. Yıldız Tilbe' ye bayılırız ya, "içimde öyle güzelsin ki onu kirletmeyeceğim seninle" durumları sanırım.. Hadi şimdi bi kez olsun benim için bi'şey yap eski sevgili.. Bi kadeh rakı koy, bana iç.. Sana olan sevgime iç.. Sana harcadığım zamana iç.. Senin hiç bilmediğin ama senin için ağladığım gecelere iç.. Bana hiç bir zaman veremeyeceğin o çok kıymetli sevgine iç.. Senin için vazgeçtiklerime iç.. Senin için kurduğum hayallere iç.. Sonra da gerçekten defol git hayatımdan..
Afiyet olsun.