15 Ağustos 2010 Pazar

"ben hiç........"

güzel bi şarkı buldum önce.. şuan arka fonda eşlik ediyor sağolsun.. bi de kahve yaptım ohh miss.. malum bi günde 2 blog kasıo arkadaş insanı.. ama yoğun istek ve ısrar var yapıcak bişey yok. bugün yazmazsam ölürdüm, uykularım kaçardı, sabahı edemezdim.. o derece mühim şuan yazacaklarım..
alkol insanı rezilde ediyor vezirde.. bi girdi mi adım adım adamın kanına dünyaları dönüyor arkadaş insanın.. güzeller çirkin, çirkinler güzel oluyor.. hele ki o ağızdan çıkan kelimeler yok mu.. insan ayılınca dilini koparası geliyor. yalansa yalan diyin pek kıymetli okuyucularım..

malum, yaşımız ilerledi.. flört dönemlerini de çoktan geçtik. ama hani "abi aç bi bira askerlik anılarını anlatayım sana, yok karımla/kocamla nasıl tanıştım dinle hele bak" zamanlarına da var biraz.. o yüzden ne mi yapılıyor bu çağda alkol ortamlarında.. o garip, iş bitiren oyunlar oynanıyor işte.. herkesin iç çamaşırları yerlerde.. eskiden şişe çevirmece oynardık, bilirsiniz.. 3-5 arkadaş toplanılırdı, hele birde kızlı erkekliyse ortam koyardık ortaya bi şişe, çevir bakalım kimde patlıcak o şişenin kapağı malum yerlerinde?! doğruluksa, okey sorun yok ama cesaret ahlakı bozuyor arkadaş.. yok efendim ahmeti dudağıyla yanağının birleştiği noktadan  öp, yok efendim iç çamaşırını göster.. klasik ergenlik hormonlarının dürtüleri.. ama yaş ilerledi dedim ya olayın içine birde alkol giriverdi, düşünün halimizi.. ahlaksızlığın boyutu kelimelere dökülüyor artık.. kelimeler döküldükçe "küçük sırlar" artık sır olmaktan çıkıyor. Şişede yok artık, iş iskambil kağıtlarına kalmış.. hele de "ben hiç.." le başlayan cümleler kuruluyorsa o masada olanlar olmuştur arkadaş.. artık çok geç, dönüşü yok, herşey bir biir çıkacak ortaya..

bir arkadaşımın deneyimini paylaşıcam sizlerle.. Dinlediğimde çok güldüğüm ama pek kıymetli arkadaşım adına da bi o kadar üzüldüğüm bu unutulmaz deneyim.. yazlık arkadaşları, sıcak yaz akşamları, şişe şişe bira ve ortada iskambil kağıtları.. oyunun adı "ben hiç..". bir cesaret örneği arkadaş başlıyor o en tehlikeli cümleyi kurmaya.. "ben hiç blablabla.." eğer ki o hiç yapılmamış şeye siz bir kere bulaşmışsanız önünüzdeki kahve fincanın içindeki birayı dikiyorsunuz kafaya.. bi kere dürüstlük önemli.. yaptıysan içiceksin arkadaş! utanıyorsan sıkılıyorsan zaten masaya oturmucaksın. başlarda hafif meşrep "ben hiç" ler.. ama oyun ilerledikçe herkes daha bi sarhoş, daha bi güzel.. muhabbet olur olmaz belden aşağılara iniveriyor. gruplar, muruplar, fantaziler, unutulmayan şahsiyetler havalarda uçuşuyor. hele de masada zeki bir arkadaş varsa zaten diğerleri, safım, dökülüveriyorlar.. tabiki de oyunun sonu geliyor. herkes sarhoş, herkes rahat.. nasılsa saklı kalmış birşey yok artık.. biri ötekinin ilk deneyimini, öteki birinin en gizli fantezisini biliyor artık.. ama hani ahlak.. hani insanın özeli.. yok işte hepsi unutulmuş.. unutulmayacak cümleler, unutulmayacak anılar kalmış şimdi zihinlerde.. oyun biter ve herkes masadan kalkar.. evlerine gider kazazedeler.. sabah olunca düşer jetonlar bir bir.. trink trink " abiiiii ben neler anlattım yaaa".. haykırışlar, pişmanlıklar.. hele de aynı grup bir de düzgün kafayla gelirse bir araya.. susar hepsi, ne söylenebilirki artık arkadaş! dün gece söylenmiş herşey! mesela biliyorsun yanındaki arkadaş dağlarda sevişmiş.. diğeri bilmem kimin sırtından tahrik oluomuş abii.. ortam rezil! yüzyüze bakamıo kimse.. ama bıyık altı gülümseler de gizlenemiyor hani.. o pis sırıtmalar.. ama inceden pişmanlık, "keşke oynamasaydık, bok var abi, al işte bana gülüo pezevenk" düşünceleri bitiriyor o an insanı..

özetle siz siz olun, "ben hiç.." le başlayan cümleleri kurmadan önce bi kere daha düşünün.. evet, çok eğlenmiş bizim ki ama halen utanması da cabası..

hadi bakalım, bol içişler, çok gülüşler.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder