Aşk acısıydı, vizesiydi, finaliydi, iş bulma telaşıydı, hedeydi, hödöydü derken bir yılı daha geride bıraktım. Yaz geliyor dedim, sen de yaz yaz dedim. Heyecanlandım. Şurada kıçı kırık 1 aylık tatilim için ne hayaller kurdum, kurdum, durdum. Kendimi alkolün sıcak kollarına bıraktım. İçtim, içtim, durmadan her gece içtim. Bu yaz için kurduğum beyaz elbiseli, dalgalı saçlı hayallerimle birlikte hiç ummadığım bi yere fırlatıp atıldığım garip bi dünyadan yazıyorum bunları seyirci. Sanırım daha önce hiç hayal etmediğim kadar fazla büyük hayaller kurdum bu yaz için. Ama daha ikinci haftasında başıma gelmeyen kalmadı. Ellerim belimde, ağzım bi karış açık öylece izliyorum yaşadıklarımı.. Hızlı yaşamanın verdiği bir yan etki sanırım bunlar.. Tam dondurmanın en güzel yerinde dondurmanın yere düşmesi gibi galiba.. Ama pes etmedim, hala yara bere içinde hayal kurmaya devam ediyorum. Hala açmadığım kapılar var çünkü.. Hala içini merak ettiğim dünyalar var. Ama sanırım en büyük hatam bişeyleri gözümde sürekli fazla büyütmem.. Abartmam belki de.. Yaşamımın senelerdir paslanması, olduğu yerde eskimiş olması, herşeyin hamlaşmasıyla da alakalı olabilir. Yeni şarkılar çıkmış, eşlik bile edemiyorum seyirci.. Adeta yaşlanmışım da büyük kızımın lise vedasında onu alkışlıyormuşum gibi hissediyorum kendimi.. Büyük gece kulüplerinde çılgınlarca dans eden arkadaşlarıma sadece gülümsüyorum. Onlara uyum sağlamak için deliler gibi içiyorum bu sefer de daha önce hiç duymadığım şarkılarda ritme ayak uydurmaya çalışıyorum, beceremiyorum. Çok geride kalmışım çok! Modern ilişki anlayışına zaten çok uzağım. Herşeyde kesinlik arıyorum. Grilerden hep uzağım, ya siyah olsun ya beyaz arkadaş! O aralarda yaşananlar bir bıçak gibi batıyor boşluğuma! O anlamsız, halen dolduramadığım boşluğumun da sıkıntıları var tabii.. Hayatımda herşeyin aslında tam olduğu şu zaman sürecinde neyin eksik olduğunu bilemediğim bir boşluğum var avcumun tam içinde.. Öyle sıkıyorum ki avcumu arada kimselere belli etmeden açıp bakıyorum, göz kırpıp tekrar sıkıyorum yumruğumu..
En iyisi artık kazıya gitmek.. İşimde gücümde olunca hayatın bulaşıkları daha az oluyor. En azından ben ekmeğin en güzel yerini yerken kırıntılarıyla başkaları uğraşıyor.
Telefonlarımı kapattım, adreste bırakmadım. Ulaşmak isteyenler için ben Urla' da Hellenistik çağın tam ortasındayım. İyi tatiller, bol güneşler..
not: yeni aldığım topuklu ayakkabılarım ayağıma vuruyor!!!