hayat tarifi imkansız, saçma sapan, bokum gibi bişi.. insanı ne zaman, nerelere sürüklüyor hiç belli değil. isyan etmeye hakkımız yok. bağırıp çağırmak aman ha kimin haddine.. herkes eline verilenle yetiniyor. "hayır" diye bir kelime yok bu sözlükte. sana verilenle yetineceksin, ha beğenmediysen siktirolup gitmek de yok. mal gibi çekiceksin başına geleni..
aslında isyanım neye kime bilmiyorum seyirci.. kendi yediğim bi takım bokların getirileri sonucu hayatımın en salak döneminden geçiyorum galiba. ne istediğimi, kimi istediğimi bile bilmiyorken oturup "lan belki bloğa yazarken açılırım" umuduyla mal gibi klavye başında oturuyorum öylece. o kadar gerizekalı bi durumdayım ki ne yazdığımı, niye yazdığımı bile itiraf edemiyorum kendime. bi insan aynı boku kaç kere yer seyirci? bi insan bile bile yanlış olduğunu kaç defa tekrar eder mal gibi aynı şeyi? bi laf vardır bilirmisin seyirci, bi insan bi hatayı bi kere yaparsa hatadır ama iki kere yaparsa aptallıktır. peki ya bi insan o hatayı 34958634 kere yaparsa ona ne isim veriyoruz?! hayatımın, zırt pırt gözümün önünden film şeridi gibi geçtiği zamanlardayım. oturup içimi döküp, aklımı bi kenara koyup, yüreğimden geçenleri anlatacak kadar cesaretim bile yok. neyden, kimden korkuyorum bilmiyorum. Küçük İskender diyor ya; Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana.
anlatamıyorum.. bazı kelimeleri saklı olduğu yerden çıkarırsam eğer bir daha ayağa kalkamam gibi geliyor. pişmanlıklarım o kadar fazla ki.. o kadar çok ki.. nedenlerini her sorguladığımda canımı bi kez daha yakıyorum. karşımda biri var. kocaman biri.. bütün görkemiyle karşımda öylece duruyor.. yüzü, gözleri parlıyor. o kadar çok parlıyor ki hemde, gözlerim kamaşıyor, bakamıyorum. ellerimde kan, ellerimde pas, ellerimde pişmanlıklar, ona dokunamıyorum. dokunmaya korkuyorum. yüreğim en derinde, sanki son vuruşlarıymış gibi onun adını sayıklarken, ben pişmanlıklarım altında ezilip kalıyorum. kimdi, neydi bilemiyorum ama sonu olmayan bi sokakta, hayvan gibi yağan yağmur altında mal gibi ne yapıcağını bilemeyen bi zavallıyım sanki..
önümde binlerce yol ayrımı var. hangisi doğru, hangisi yanlış bilmiyorum. eski ben olsam, canım nereye çekerse oraya gidicem. ama içimde bi yabancı var, onu ben bile tanımıyorum. sanki yıllar önce kaybettiğim kimliğim geri dönmüş gibi.. sanki yıllardır aradığım ruhumu bulmuşum gibi.. geçmişimin bütün saflığını bana geri getirip "al gerizekalı, bunları mahvettin" diyen bir ruha yenik düşüyorum. buz gibi bir suya girdim dün. yıkanan, temizlenen sadece vücudum değil, içimdi, düşüncelerimdi, yüreğimdi, ellerimdi. o buz gibi suyla arındım adeta. yeminler ettim, tövbeler ettim. yüreğimi olduğu yerden çıkarıp fırlatasım geldi. ellerimi kesmek istedim. kendimden kurtulmak istedim. öyle bir arınmak ki, veda ettim ruhsuzluğuma adeta.. sokaklar geldi gözlerimin önüne, insanlar geldi.. içkiler, şarkılar, gülümsemeler, kelimeler, dönen ışıklar, bir bahar havası geldi gözümün önüne.. sonra yağmurlar, acılar, acıtanlar! hepsini sildim içimden. sildim acıtan her hatıramı adeta. sonra buz gibi suya veda ettim, söküp attıklarıma değil.
bir başka ben değil, seneler önceki ben oldum. ait olduğum ben oldum. olmam gereken ben oldum. kaybettiklerime inat, daha çok kazanmak için söz verdim kendime.. savrulup giden hikayeme inat, en baştan daha güzel bir hikaye yazıcam diye yeminler ettim. elimden tutanlarla değil, bu sefer tek başıma ayakta kalıcam dedim. binlerce kez aynaya baktım. "hoşgeldin" dedim geri gelen ruhuma. "hoşgeldin" dedim seneler sonra tekrar bulduğum ruhuma..
şimdi bunları okuyanlar hiç ama hiç umrumda değil.. umrumda olan bunları hiç bir zaman okuyamıcak olan biri.. hiç bir zaman yaşadıklarımı anlayamıcak biri.. hiç bir zaman beni göremicek olan biri.. ben onun içinde bir başka adam sevdim. ben onun yüreğinde başka bir yürek sevdim. bir gün geri gelirse, eskisi gibi olursa yine baharlar, belki o zaman okur içimden geçenleri.. ama hiç bir zaman şahit olamıcak bu kelimelere, satırlara..
şimdi tutuyorum o adamın elini yeniden.. tekrar giriyorum o yola.. üzerimde bembeyaz bir elbise. ellerim artık kan kokmuyor. yüzümde yok artık o utanç. işte ayaktayım lan, işte burdayım diyebiliyorum hiç korkmadan. yaşadığım her şeyi bu satırlarla atıyorum bir uçurumdan aşağı sanki.. kirli olan her şeye veda ediyorum. utanan beyazlarımdan kurtuluyorum.
"seni seviyorum" demenin o inanılmaz huzurunu içimde hissediyorum. gözlerimden akan her yaşla sana dokunuyorum. hiç gelemediğim sana, artık yeni yürümeye başlayan bir çocuk gibi adım adım yaklaşıyorum. seni seviyorum. SENİ SEVİYORUM ERKAL İPEK!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder