27 Şubat 2012 Pazartesi

Yazarken ağlamadım. Vallahi ağlamadım.

Tam 1 senedir bu yazıyı yazacağım günü bekliyorum. 28 şubat 2010. Sana son kez dokunduğum gün.. Bana son kez gülümsediğin gün.. Benimle son kez oturup film izlediğin, sonra uyuduğun ve uyanıp son kez kahvaltı yaptığın gün.. Benim yanımda son kez mutlu olduğun gün.. Yanımda son kez huzur bulduğun gün.. Özlüyor muyum?.. Bilmem, özlemeyi bile unuttum. Seni bile unutmuşken seni özlemek aklıma bile gelmiyor artık.. Ara sıra fotoğraflarımızı açıyorum, biraz bakıyorum, sonra kapatıyorum. Öylesine hissiz, öylesine uzak.. Ve şimdi tam 1 sene olmuşken seni kaybedeli belki de vicdanıma olan borcum yüzünden yazıyorum bunları.. Sen gittikten sonra o kadar çok şey değişti ki.. Mesela ben artık pizzayı mantarsız söylemiyorum. Arabada son ses müzik açabiliyorum. Kırmızı kazağım var. Saçlarımı kestirdim. Yemek yerken çatalı dişlerime sürtebiliyorum doya doya! Rakı içiyorum doya doya hesap vermeden.. Arabesk dinliyorum, o sevmediğin Yıldız Tilbe'yle avutuyorum kendimi. Kız arkadaşlarımla dışarı çıkıyorum. Çoğu akşamda eve dönmüyorum, canım nerde isterse orda kalıyorum. İstediğimle görüşüyorum, istediğimle görüşmüyorum. İnsanlar kırılır, üzülür diye düşünmüyorum artık. Sandığından daha da bencil oldum. Hani kızıyordun ya deli gibi alışveriş yapmama. Çok samimiyim bütün paramı kıyafete, ayakkabıya yatırıyorum. Saatlerimi harcıyorum mağazalarda. Kırmızı ruj sürüyorum. Hani "sana hiç yakışmıyo kızım" dediğin kırmızı rujlardan. Küfür de ediyorum. Sana inat! Hatta bazen sana bile küfür ediyorum. Sen gideli çok şey değişti. Yalnızım artık. Üzüldüğümde, kırıldığımda sığınacak bir limanım yok artık. Sıkıntımı saatlerce anlatıp anlatıp sonra "kapatıyorum telefonu, sıkıldım" diyebileceğim biri yok. Babamla kavga ettiğimde "gel al beni bu evden!" diyebileceğim biri yok. Gözüm kapalı güvenebileceğim kimse yok! "Bu hafta sonu insan görmek istemiyorum, urla' ya gidelim" diyebileceğim biri yok. Sen yoksun artık...


Senden sonra yeni insanlar tanıdım. Kimine seni anlattım, kiminden seni sakladım. Kimiyle çok mutlu oldum. Kimini çok sevdim, kimiyle sadece vakit geçirdim. Kimi çok kırdı, kimi umrumda bile olmadı. Ama anladım ki hiç biri sen olamayacaktın. Sen hep bi yerlerde saklı kalacaktın. Naparsam yapayım var olacaktın. Bi gün gelirsin diye beklemiyorum artık. Bi gün beni yine istersin diye hayaller kurmuyorum. Birilerini sevmişsin. Birilerine yeniden aşık olmuşsun. Biliyor musun bende sevdim. Birilerini ben de çok istedim. Ama hiç aşık olamadım. Hiç huzur bulamadım bu yüzden.. Hiç biri senin gibi olmadı. Hiç biri senin gibi bakmadı. Aman ya neyse, geçtin gittin işte sonuçta.. Pişmanlıklarımla, hatalarımla, krizlerimle, uykusuz gecelerimle birlikte geçip gittin. Şimdi o şöminesini bile yaptırdığımız evde mutlu ol istiyorum mesela. Hani kırmızı-siyah karolu banyomuzda yepyeni sabahlara uyan istiyorum. Sinema odamız olucaktı ya o en üst kat, orda sabahlara kadar bira iç istiyorum. Beni düşünmüyorsun artık biliyorum ama olur ya hani belki düşünceğin tutar, öyle anlarda da boşver düşünme.. Ben bi şekilde yaşıyorum işte yine.. Bi şekilde oluyor her şey.. Eksik de olsa, deli gibi özlesem de senin huzurunu, hayat devam ediyor. Bol bol star wars izle, baylırsın. Bok var deme o filmde! Neyse ya, banane... 

Not: Hiç anlamazsın o şarkılardan biliyorum ama Nilüfer severdin ya. Nilüfer-Esmer Günler.

1 yorum:

  1. Saçlarımı kestirdim yazmışsın, nasıl kıydın saçlarına, inşallah çok kısalmamışlardır.

    YanıtlaSil