17 Mayıs 2011 Salı

"Blog yazmak için blog yazdığım günlerde gelecek" dedim. Geldi.

23 yıllık yaşantımda bu gece bir şeyi daha tecrübe etmiş bulunuyorum seyirci. Bu gece konumuz "umut". Yok beğenmedim, çok salakça oldu. Bu gece konumuz "hayat". ı-ıh cık, bu da olmadı. Bu gece konumuz en iyisi olmasın. Ortaya karışık ne varsa yazalım bitsin seyirci. Sokarım konusuna. Rahat rahat takılalım, bi başlığımız olmasın. Neden sınırlar çiziyoruz ki.. Dağılalım istediğimiz yere.. Neyden bahsetmek istiyorsak ondan konuşalım. Bu gece ki tecrübeme dayanarak aktarmak istediğim en can alıcı nokta şudur seyirci; insan hayatta nedenleri için var. Öyle az evvel söylediğim gibi "dağılalım, kafamız nereye biz oraya" diyemiyoruz işte aslında. Yani diyoruz da bunu hayat çerçevesinde yapamıyoruz. Anca böyle blog köşelerinde yazıyoruz işte. 

Hayata tutunabilmek için bi neden aramak şart. O nedeni de bulamayınca bi yerlerden bişeyleri çıkartıp "neden" kalıbı içerisine sokuyoruz hemen. Ama sanırım hayattaki en güzel "neden" en tatlı heyecanlar. Belki yeni umutlar, hayaller biriktirme çabası. Şu 23 yıllık yaşantımda ben ilk defa önümüzdeki 2 ay için takvimde her güne bi isim koyabiliyorum mesela. Bunu yapabilmiş olmak o kadar tuhaf geliyor ki şuan. Ama kendi düşüncelerimle, kararlarımla dolduruyorum o günleri. 98752 senelik bi ilişkiden sonra ilk defa gülümseyerek bakıyorum takvim yapraklarına. İlk defa geleceğimle ilgili kararları tek başıma veriyorum. Lan diyorum ayaktasın bak sapasağlam, tek başınasın. Sadece kendin için hayaller kuruyorsun. Sadece kendinin olduğu bir dünya yaratıyorsun kendine.. Bunların her birini gerçekten hayatıma anlam katabilicek şeyler buldukça daha da fazla hissediyorum seyirci. Attığım her adım kendime biraz daha güvenmemi sağlıyor. Kazı hocam çıkıp 1 hafta içinde 39458 tane çizim veriyor elime bitirmem için. Ve ben onları bitirip teslim ettiğimde bi kez daha güveniyorum kendime. Yüksek lisans için farklı fırsatlar çıkıyor karşıma ama ben istediğim şeyden vazgeçmiyorum. Onun için uğraşmaya devam ediyorum. Dostlarımla içtiğim kahve artık o kadar değerli ki.. Heyecanlarım var.. Özel olduğunu hissettiğim planlarım var.. Bunlar benim hayata tutunmam için sahip olduğum en güzel şeyler seyirci. 

Hayat çıkıpta "bu akşam ne yemek istersin?" diye sormuyor kimseye. İnsan o akşam ne yiyeceğinin hesabını oturup kendisi yapıyor. Çaba istiyor bazı şeyler.. Özen istiyor. En önemlisi "TAKTİK" değil "EMEK" istiyor. 

Ve yaşadığım onca şeyden sonra şimdi attığım kahkahaların bile bir anlamı var seyirci. Sanırım en güzeli de bu.. Şimdi yatayım sabahın köründe okula gitmek için.. İyi geceler, iyi umutlar seyirci..

dipnot: normal hayatta etmediğim küfürleri blog yazarken ediyorum. sanırım iç dünyamla ilgili..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder